03 Aralık 2009
ATLAR BAHÇE'YE GELDİİİİİİ :)
Mahir, tam 15 gün önce, 19 Kasım Perşembe sabahı atları Bahçe'ye getirdi. Kapıdan içeriye girer girmez büyük bir iştahla otlamaya koyuldular. Fotoğrafta önde Toros, arkada Enigma görülüyor.
Saman onları merakla izlerken, Zeytin Bahçe'nin kalabalıklaşmasından ve alakayı onlarla paylaşmaktan haz etmediği için olacak, pek bir ilgisiz görünüyor...Arka plandaki minik ahşap kulübe de nerden çıktı diyenleriniz olabilir. Sert havalarda yörük çadırımız Nezahat'i atlara verebilmek için, kendimize ahşap bir kulübe almayı düşünmüştük. Gelecekte yapmayı hayal ettiğimiz saman eve sıra gelinceye kadar, Karadeniz yöresine özgü hoş ahşap mimari örneklerinden olan bir serander güzel olurdu tabii, ama o da dahil herhangi bir ahşap yapıya paramız yetmediği için, aslen bir "çocuk oyun evi" olan 3x3m boyutlarındaki bu kulubeyi ısmarladık. Kapıya yakın olup, Bahçe'ye bekçilik ettiği için de kendisine Murtaza adını verdik. Murtaza, atlar gelmeden 10 gün önce kuruldu. Biter bitmez içine hemen birkaç parça eşyamızı, kuru tuvaletimizi, talaşımızı ve yeni yaptırdığımız biri pamuklu diğeri yünlü 2 şiltemizi taşıdık.
Güneş enerjili el fenerlerimiz, mum ve ay dışında aydınlatmamız, elektriğimiz henüz yok. Sıcağı pek sevmiyoruz ve halen bizim enerjimizden başka ısıtması bulunmayan kulübemizde 17 gündür ağzımızdan buharlar çıkartarak, güneşin batışı ile yatağa girip sabah ezanıyla kalkıyoruz. Bahçe inanılmaz ıslak ve heryerde su var, ama akar su meselesini halletmeye ancak bundan sonra sıra gelecek. Bazen gün içinde birkaç saatliğine şehirde veya yakındaki dostların evinde yıkanma ve çamaşır işlerimizi halletmeye gidiyoruz...
Murtaza kurulurken, biz de koyun ve keçi sürülerinin Bahçe'ye dalmaması, atların ise dışarıya çıkmaması için, harıl harıl güneş elektrikli (PV) çiti tamamlamaya çalışıyorduk. Oldukça uzun sürse de 50 adet, 2 metreye yakın boyda, sadece ucu sivriltilmiş yontulmamış meşe direği, ödünç aldığımız devasa bir murç ve balyoz yardımıyla toprağa çakmıştık. Deneme yanılma süreci sonunda, vidalı fincanlar, galvanizli teller, 10 Watt'lık güneş paneli, regülatör, akü, yıldırımsavar, topraklama çubuğu, bir de tellere saniyede bir elektrik veren araçtan oluşan 12 Volt'luk sistemi kurduk:
Kurban
Bayramı öncesi ve sırasındaki toplam 5 gün, herşeyin çok yeni
olması ve (rüşvet isteyip umduğunu bulamayan zabıtaların tatsız
ziyareti dahil) "tek tek gelmez ki bunlar" dedirtecek
türden bir dizi olay nedeniyle, epey yıprandık (!) ama sonra
birden herşey yoluna giriverdi :D
Atların taze ota ilaveten yediği kuru ot, yulaf ve mısırı temin
ettik. Çadır şimdilik ot, saman, yakacak çalı çırpı, odun
deposu, bir de Saman ve Zeytin'in yatakodası oldu. Nezahat, hava
artık nemli olduğu için yağan yağmuru kesinlikle içeriye
geçirmiyor ve yakında içine kurulacak kuzine ve mutfak tezgahını
bekliyor :) Akşamları, "gece kıyafetleri"ni giydirdikten
sonra, Toros ve Enigma'yı, Mahir'in incir ağaçlarına tutturduğu
"yüksek ip"e bağlayıp, önlerine kuru ot torbalarını
asıyoruz
Bahçe'de 6. ayımıza girerken, artık 2 köpek, 2 at, 2 de insanız ve esas zorlu deneyimi ardımızda bıraktık diye düşünüyorum. Yeni yıla, su sistemimizi kurmuş ve bazı bitkileri dikmiş olarak girmeyi düşlüyorum. Permakültür hocam Steve Read'in dediği gibi, Bahçe'yi gülümseyerek gözlemlemekteyiz; henüz 2 mevsim oldu; kaldı ilkbaharla yaz...