FIRTINAKUŞU

Gümüşdere Köyü
Bağlar ve Boğaz Mevkii
Sarıyer - İstanbul

ph: 536-9770266

HAYVANLAR

ATLAR VE KÖPEKLER...

MAHİR'DEN...

Ocak 2010

 

Artık atlar yok. Onları verdim. Bakamadığımı ve bakamayacağımı idrak ettiğimde beyhude direnmenin mânâsı artık kalmamıştı. Tanıdığım birini aradım ve gönderdiği araca atları yükleyip bu işi bitirdim.

Hissettiğim derin bir “yenilgi duygusu” muhtemelen başından beri gerçekleştirmeye çalıştığım “başka bir atçılık mümkün” iddasının “saldırgan” farklılığı ile doğrudan ilintilidir. Nasıl bir “zafer”den nasıl bir “mağlubiyet”e düşüleceğini Abba’nın meşhur şarkısı Waterloo (ve galiba eskiden olmuş olan aynı adlı muharebenin kendisi de) ne güzel(!) özetliyor.

Yıllardır “bir gün yapacağım” dediğim “şey”i sadece bir ay kadar yapabilip pes etmek pek çok bakımdan gayet “öğretici”. Şu an geriye baktığımda “at sevgisi”nin içerisinde ne kadar çok “terk etmek” olduğunu görüyorum.

Her ne kadar atlar “özgürlük” mecazı ile ilintili kabul edilse bile, bakıcısı için ne kadar “bağlayıcı” olduğunu yaşamak apayrı bir tecrübeydi. Denedim. Olmadı... Bu durum ise başka yerde, başka zaman, başka koşullarda yeniden denemeyeceğim anlamına gelmiyor tabii.

 

MAHİR'DEN...       Aralık 2009

toros ve enigma

Bahçeye atlar iki hafta önce geldi. Elektrikli çit onlar geldikten üç gün sonra tam kapasite, kaçaksız çalışır oldu.

Hem çit etkili değilken, hem de çitte tam kapasite elektrik varken, ilk birkaç gün atların (aslında bir tek Toros'un) bahçeden kaçma gayretleri ile uğraştık. Kopan teller, kaçan atlar, elektrikle çarpılıp kendini bir uçtan diğerine kadar dörtnal ile “at”an atlar, yıkılan direkler, çöken çadır falan derken beşinci gün pes etmek noktasına geldiğini farkeden bir atçı... Herkesin evinde at beslemesini söyleyen birinden, çok acı bir istifa ediş, kaçıp kurtulma isteği... Tıpkı zavallı atlar gibi, yeni hayatla başa çıkamama ve en iyi bildiğini düşündüğü gibi, “kaçıp kurtulma”nın tek çare olarak algılanması.

Allahtan durup tekrar düşünmek mümkün oldu. Kaçmak istenirse gene olabilir. Hem atlar hem de atçı bu haklarını saklı tutarak yeni bir anlayışa ulaştı. Gene birlikteyiz...

Açıkta at besliyoruz. Bahçede otluyorlar. Akşam yulaf ve mısır tane yemi veriyorum. İki ağaç arasına gerilmiş bir “yüksek ip”e

yüksek ip
yularlarından bağlanıp geceliyorlar. Uygun bir dala asılı “ot fileleri” ile oyalanıyorlar.

sabah yüksek ipte atlar
Yeni Zellanda tipi çayır örtüleri hem yağmurdan hem de rüzgardan atları koruyor. Zaten deri altı yağ dokusunu inceltmemek için tımar olmuyorlar ve kışlık tüyleri kalın bir battaniye kıvamında. Birlikte yaşayıp gidiyoruz. Ot bahçeden, su bahçeden yem ve kuru ot ilaveten tedarik ediliyor. İki hafta boyunca sadece 50 TL'lik yiyecek ile at bakabiliyoruz (köydeki ahırlar bile 2 at için 15 günde 750 TL alıyor). Emsal pek yok, ama at bakım fiyatları içindeki en ucuz alternatif bu. Bütün hayatım boyu at(lar)ımı “ev”e almak hayali kurdum, durdum. Bu şimdi mümkün oldu. Bazı tanıdıklar iki atın bakımı üstüme kaldığı için beni “iki çocuklu kadın” gibi eli ayağı bağlı görseler de, bazen ben endişelensem de varsın olsun... Memnunum.

Copyright 2009 BİR@Açık Radyo. All rights reserved.

Web Hosting by Yahoo!

Gümüşdere Köyü
Bağlar ve Boğaz Mevkii
Sarıyer - İstanbul

ph: 536-9770266